Kur’an’da Mele Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme
İstanbul’da yaşamaktan aldığım ilham hiç eksik olmuyor. Her gün sokakta, toplu taşımada, iş yerinde karşılaştığım farklı insanlar, onların bakış açıları ve yaşam tarzları bana toplumsal yapıyı her an yeniden hatırlatıyor. Geçenlerde bir arkadaşım bana “Kur’an’da mele ne demek?” diye sordu. Bu soru, aslında çok basit bir dilde sorulmuş gibi görünse de, derinlemesine düşünüldüğünde, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramlarla çok bağlantılı bir soru olduğunu fark ettim. Hadi, bu soruyu biraz daha derinlemesine inceleyelim ve Kur’an’daki anlamını, toplumsal yaşamla nasıl ilişkilendirildiğini keşfedelim.
Kur’an’da Mele: Geleneksel Anlam ve Toplumsal Cinsiyet
Kur’an’da “mele” kelimesi, Arapça kökenli bir kelimedir ve “melek” olarak da bilinir. Melek, Tanrı’nın emirlerini yerine getiren, insanlar arasında bir iletişim aracı olan varlıklardır. Bu varlıklar genellikle şekilsiz, cinsiyetsiz ve doğrudan Tanrı’nın emirlerine itaat eden varlıklar olarak betimlenir. Kur’an’da meleklerin genellikle erdemli, saf ve günahsız varlıklar olduğu anlatılır. Fakat, bu varlıkların toplumsal yapıyı, cinsiyet rollerini ya da adaletin nasıl işlediğini yansıtma biçimi, toplumların tarihsel ve kültürel bağlamlarına göre değişir.
Örneğin, toplumların genellikle eril figürlere verdiği önem göz önünde bulundurulduğunda, meleklerin de çoğu zaman birer “erkek” ya da cinsiyet özelliklerinden bağımsız varlıklar olarak kabul edilmesi, toplumsal normların bir yansımasıdır. Ancak, Kur’an’da meleklere ilişkin hiçbir şekilde bir cinsiyet ayrımının yapılmadığını görmek, aslında toplumsal cinsiyetin ötesine geçilmesi gerektiğini gösteriyor. İslam, melekleri cinsiyetle tanımlamadan, onların Tanrı’nın mesajını ileten saf varlıklar olarak tanımlar. Bu, toplumsal cinsiyetin sadece dünyevi bir yapı olduğunu, manevi dünyada ise cinsiyetin bir anlam taşımadığını ima eder.
Melekler ve Çeşitlilik: Bir Toplumun Duygusal Yansıması
Bugün sokakta yürürken veya işyerinde bir toplantıdayken, çeşitli insanların çeşitliliğini gözlemlemek kolay. Herkesin farklı kimlikleri, farklı geçmişleri, farklı düşünceleri var. İstanbul’un sokaklarında, çeşitli etnik kimlikler, inançlar ve yaşam biçimleriyle karşılaşıyorum. Hangi cinsiyette, hangi ırkta, hangi sosyal statüde olursak olalım, her birimiz toplumsal yapının farklı bir parçasıyız. Bu çeşitlilik, aynı zamanda toplumsal adaletin ne şekilde şekillendiğiyle ilgili de önemli ipuçları sunar.
Kur’an’daki melek kavramı, bizlere bir bakıma bu çeşitliliği yansıtıyor. Melekler her ne kadar şekilsiz ve cinsiyetsiz olarak kabul edilseler de, onların görevleri ve Tanrı’yla ilişkileri, insanlığın hayatta nasıl daha adil ve eşit bir toplum kurabileceği konusunda ipuçları verir. Toplumlar, farklılıkları genellikle korkutucu ya da dışlayıcı olarak görse de, Kur’an’daki melek kavramı bize her türlü farklılığın Tanrı’nın yarattığı bir düzen olduğunu hatırlatır. Bu, çeşitliliğe saygı duymayı ve farklılıklara hoşgörüyle yaklaşmayı öğütleyen önemli bir mesajdır.
Melekler ve Sosyal Adalet: Bir Kesişim Noktası
İşyerinde ve günlük yaşamda gördüğüm pek çok sahne, sosyal adaletin bazen ne kadar eksik olduğunu gözler önüne seriyor. Geçen gün, bir arkadaşım bana sosyal medyada paylaşılan bir videodan bahsediyordu. Bir kadın, işyerinde aynı pozisyonda olduğu bir erkeğin daha fazla ödeme aldığına dair şikâyet ediyordu. Bu tür örnekler ne yazık ki çok sık karşılaştığımız bir durum. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, hala birçok işyerinde, okullarda ve toplumun farklı katmanlarında derinleşmiş bir sorun.
Kur’an’da meleklerin saf ve eşit olduğuna dair vurgular, aslında toplumsal adaletin de temelini atar. Meleklerin tüm insanlardan farklı olarak, hiçbir şekilde ayrımcılığa yer vermeyen varlıklar olmaları, insanlara da eşitlik, adalet ve hakkaniyetli bir yaşam anlayışını hatırlatır. Bu da bizlere, her bireyin haklarının eşit olduğunu, tüm insanların Tanrı’nın yarattığı birer eşit parçası olduğunu anlatır. Kur’an, melekler üzerinden bize bu temel insani değerleri anlatırken, toplumsal adaletin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serer.
Sonuç: Melekler, Cinsiyet ve Adaletin Çatısı
İstanbul’un her köşesindeki çeşitlilik ve sosyal adaletsizliğe şahit olduktan sonra, Kur’an’daki meleklere ve onların cinsiyetsiz, saf varlıklar olmalarına dair düşüncelerim derinleşiyor. Bu düşünceler bana şunu hatırlatıyor: Toplum olarak, sadece cinsiyet değil, farklılıkların, kültürlerin, inançların ve kimliklerin kabulü, adaletin sağlanması için çok önemli. Melekler, aslında bu sürecin sembolleridir. Onlar, hiç kimseyi dışlamadan Tanrı’nın mesajını ileten saf varlıklardır. İnsanlar olarak, bizlerin de bu saf ve adil yaklaşımı hayatımıza entegre etmemiz gerek.
Her gün, sokakta yürürken, bir kafede otururken ya da toplu taşıma araçlarında insanları gözlemlerken, Kur’an’daki meleklere dair öğrendiklerim, bana toplumsal adaletin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Cinsiyet, ırk ya da sınıf farkı gözetmeksizin, herkesin eşit olduğu bir dünya kurma adına atılacak her adım, aslında Tanrı’nın yarattığı düzenin en doğru şekilde yansıması olacaktır.